9 Haziran 2008 Pazartesi

ARMENIAN REVOLTS - THE FIRST SASUN REVOLT - BİRİNCİ SASUN İSYANI

ARMENIAN REVOLTS

THE FIRST SASUN REVOLT

Sasun was a famous town its revolts. Sasun is a district of City of Siirt administratively and it is about 14 hours far from Mus. It is nearby Mutki and Garzan districts. Since its land is mountainous and steep, it is far from the government influence. The habitants including the Armenians spoke Zaza and Kurdish. A census was not fulfilled at that time; nevertheless, it was estimated that one fifth of the inhabitants were Armenian and the rest of it were Kurdish people.

In these regions in 1890’s, an Armenian called Mahran Damadyan travelled around for three years and tried to make the Armenians revolt, by propagating and provoking. Upon the information given by the Sasun Armenians Damadyan was caught and brought to Istanbul to be tried and then he was set free.

The Sasun revolt was arranged by the Hinçak Committee solely to invite the intervention of the foreign countries and was fulfilled through the mediation of Murad (Kamparsun Boyaciyan).

 urad was supported and aided by the Tashnak Committee to go to Sasun by passing through Caucasus. As soon as he arrived in Sasun, he gathered some of the Armenians and started to prepare the revolt plans.

 n fact, this revolt, which was fulfilled for the attraction of the foreign intervention by the Armenian committees and the patriarchate as being bloody and violent was announced in various capitals of Europe, the meetings, the declarations in the parliaments. The responsibility, which was assumed by Britain through the Cyprus agreement, was mentioned everywhere.

English Consul to Van City, Holward wanted to go to Sasun for investigation; but since the government considered him as the provocative of the revolt, he was not allowed to. After very long correspondences. The Ottoman Goverment accepted the request that the consuls situated in Erzurum, namely France, Britain and Russia participated to the Ottoman research commission. The commission made investigation for six months, from 4 January to 21 July 1895, and held 108 meetings, and listened to more than 190 witnesses. Omer Bey from the committee was appointed for the post of Vice Governor of Bitlis. So he had to leave the commission on 29 January. On 23 August Murad, the leader of the revolt, was arrested.

 he Armenians had a lot of hopes concerning the Sasun revolt. They thought that, in case of a revolt in Sasun, Europe would intervene immediately, the demands of the Armenians would be supplied and considerable benefits would be obtained.

In order to continue the revolt, Hinchaks collected a great amount of money in Istanbul and in the provinces through the tickets, which bore the seal of the committee.

It would be sufficient to read the article published in the American newspaper, New York Herald, which can not be accused of not being neutral concerning how the incident took place.

“The European investigation showed that the Armenians revolted with the assistance of the provocateurs who came from foreign countries. The rebels did everything with the modern weapons. In addition to arson, murder and the pillage, they revolted against the regular soldiers and resisted them and than they retreated to the mountains. The interrogation committee established that by sending soldiers against the rebels, the Ottoman government used its most legal right. These soldiers were able to defeat these rebels only after bloody fights. About 3 thousand fully armed rebels, who sheltered in the mountains, could not be defeated by convincing words, and articles in the newspapers.

3000 Armenians gathered in Mount Anduk. 500-600 of them wanted to besiege Mus district. With this objective, they attacked the Delican tribe in the south of Mus. They killed some of them and pillaged their properties. The belief of the Muslims, whom they caught, was despised and the Muslims were killed violently. These rebels attacked at the regular soldiers near Mus, too. However, because of the great number of the soldiers there, they could not occupy Mus district.

 he rebels organized the gangs with the ones in Mount Anduk. These gangs committed awful murders and plundered. They burned the nephew of Ömer Agha alive. They raped the Muslim women in the region, which was three-four hours far from to Gulli Guzat village and strangled.

They picked out the eyes and cut the ears of most of the Muslims. The Muslims were insulted severely and shamefully and were forced to be converted to Christianity and to kiss the Cross.

Towards the end of August, the Armenians attacked the Kurdish people near Mus and burnt the Gülli Güzat village. As to the 3000 Armenian rebels in Talori, after terrorising and making the Muslims and the Christians mourn, they refused to abandon their weapons and continued to pillage and murder. Then army soldiers were sent to these places to prevent these atrocities.

Hamparsun, who was one of the rebels, escaped to the high mountains with eleven accomplices. He was caught alive. Nevertheless two men of his men were killed and six of them were wounded. At the end of August all of the rebellion gangs were dispersed.

The Turks treated the women, children, old people, the disabled in accordance with the Islamic and humanistic norms. The rebels, who died, were the ones who refused to surrender and preferred to fight against the legal sovereignty.

REFERENCE:

Uras, Esat, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Istanbul, 1987,pp.471-477

BİRİNCİ SASUN İSYANI

İsyanlarıyla ün salan Sasun, o zamanki sivil teşkilata göre, yüzden fazla köyü olan, idari ve adli işler yönünden Siirt'e bağlı, Muş'a 14 saat uzaklıkta bir ilçedir. Yakınında Mutki ve Garzan ilçeleri vardır. Arazisi dağlık ve yerin sarplığı yüzünden hükümet nüfuzundan uzak bir durumdadır. Halkı, Ermeniler de dahil olduğu halde Zazaca ve Kürtçe karışık bir dille konuşmaktadırlar. Nüfus sayımı yapılmamış olmakla beraber, o zamanda bu ilçe halkının beşte birinin Ermeni, kalanı ise Kürt olarak tahmin edilmektedir.

Buralarda 1890 tarihlerinde Mihran Damadyan adlı bir Ermeni, üç yıl kadar dolaşmış Hınçak adına propaganda ve tahriklerde bulunarak Ermenileri ayaklandırmak için uğraşmıştır. Sasun Ermenilerinin haber vermesi üzerine Damadyan, 1893'de yakalanarak muhakeme edilmek üzere İstanbul'a getirilmiş ve sonra serbest bırakılmıştır.

Sasun isyanı, sırf yabancı devletlerin müdahalesini davet etmek amacıyla Hınçak komitesince düzenlenmiş ve Murad (Kamparsun Boyacıyan) vasıtasıyla uygulanan bir planla yapılmıştır.

Murad Sasun'a gitmek üzere Kafkasya'dan geçerek orada Taşnaksutyun komitesinden destek ve yardım görmüştür. Sasun'a varınca etrafına bazı Ermenileri toplayarak isyan planlarını hazırlamaya başlamışlardır.

Aslında sırf yabancı müdahalesinin çekilmesi amacıyla yapılmış olan bu isyan hareketi, Ermeni komiteleri ve patrikhanesi vasıtasıyla her tarafa pek kanlı ve heyecanlı bir şekilde duyurulmuştur. Avrupa'nın çeşitli başkentlerinde Ermeniler lehine mitingler, parlamentolarda açıklamalar yapılmıştır. Her yanda İngiltere'nin Kıbrıs antlaşmasıyla kabullenmiş olduğu sorumluluktan söz edilmiştir.

İngiltere'nin Van Konsolosu Holward, inceleme için Sasun'a gitmek istemiş; ancak hükümet, Holward'ı isyanın tahrikçisi olarak gördüğü için gitmesine izin vermemiştir. Uzun haberleşmelerden sonra, Erzurum'da konsolosları bulunan devletlerin, yani Fransa, İngiltere ve Rusya'nın, Osmanlı inceleme komisyonuna, oradaki konsolosların katılmaları esas kabul olunmuştur. Komisyon 4 Ocak 1895'den 21 Temmuz'a kadar altı ay incelemelerde bulunmuş, 108 toplantı yapmış ve 190'dan fazla tanık dinlemiştir. Heyetten Ömer Bey, Bitlis Vali Yardımcılığına tayini dolayısıyla 29 Ocak'ta komisyondan ayrılmak zorunda kalmıştır. 23 Ağustos'ta isyanın elebaşısı Murad tutuklanmıştır.

Sasun isyanına Ermeniler pek büyük umutlar bağlamışlardır. Ermenilere göre; Sasun'da kopacak bir isyan üzerine Avrupa derhal müdahale edecek, Ermeni istekleri temin olunacak ve bu isyanla çok büyük menfaatler elde edilecektir.

İsyanı devam ettirmek için Hınçaklılar İstanbul'da ve illerde komite mührü ile onaylanmış yardım biletleri ile hayli para toplamışlardır.

Olayın nasıl gerçekleştiği konusunda, taraftarlıkla suçlanamayacak olan New York Herald Amerikan gazetesinde yayınlanan yazıyı aktarmak yeterli olacaktır:

"Avrupa incelemesi, Ermenilerin, yabancı ülkelerden gelen tahrikçilerle birlikte isyan etmiş olduklarını göstermiştir. Asiler İngiltere'den gelmiş modern silahlarla her şeyi yapmışlar, yangın, adam öldürme,yağmadan sonra düzenli askere de karşı durmuşlar, kafa tutmuşlar, dağlara çekilmişlerdir. Soruşturma heyeti, Osmanlı hükümetinin asilere karşı asker göndermekle en kanuni hakkını kullandığını saptamıştır. Bu askerler, kanlı çarpışmalardan sonra asileri yenebilmişlerdir. Hemen geçilmez dağlara sığınmış olan yaklaşık 3 bin kadar tamamen silahlı asinin, inandırıcı sözlerle, gazete yazılarıyla hakkında gelinemez.

Ermeniler 3 bin kişi olarak Anduk Dağında toplandılar. Aralarında beş-altı yüzü, Muş kasabasını sarmak istediler. Bu amaçla Muş güneyinder Delican aşiretine hücum ettiler. Bunlardan bir kısımını öldürdüler, mallarını aldılar. Ellerine düşen bütün müslümanların dini inançları aşağılandı ve kendileri korkunç şekillerde öldürüldü. Bu asiler Muş yakınındaki düzenli askere karşıda saldırıda bulundular, fakat oradaki askeri kuvvetin çokluğu yüzünden Muş kasabasını işgal edemediler.

Asiler, Anduk dağındakilerle birlikte çeteler teşkil ettiler. Bu çeteler de yakınındaki aşiretlerde korkunç cinayetler işlediler ve yağmalar yaptılar. Ömer Ağa'nın yeğenini diri diri yaktılar. Gülli Güzat köyünden üç dört saat ötede İslam kadınlarının ırzına geçtiler, bunları boğazladılar.

Birçok müslümanlar, gözleri oyularak, kulakları kesilerek, en müthiş ve alçakçasına hakarete uğratılarak, Hıristiyanlığı kabule ve Haçı öpmeye zorlandılar.

Ağustos sonuna doğru Ermeniler, Muş yakınında Kürtlere hücum ederek Gülli-Güzat ile beraber iki-üç köyü yaktılar. Talori'deki 3000 Ermeni asisine gelince, bunlar, müslümanlarla diğer Hıristiyanlar arasında yas ve dehşet saçtıktan sonra silahlarını bırakmayı reddederek yağma ve adam öldürmeye devam ettiler. O zaman, yola getirmek için buralara ordu askeri gönderildi.

Asi Hamparsum, on bir suç ortağıyla yüksek bir dağa kaçtı. Diri olarak yakalandı. Fakat iki eri öldürdü, altısını da yaraladı. Ağustos sonunda bütün asi çeteler dağılmıştı.

Türkler tarafından kadınlara, çocuklara, ihtiyarlara, sakatlara, İslami ve insani hükümlere uygun davranışta bulunulmuştur. Ölen asiler, teslim olmayı kabul etmeyen ve ülkenin kanuni hakimiyetine karşı savaşmayı tercih edenlerdi."

KAYNAK:
Uras, Esat-; Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul 1987, s. 471-477

Hiç yorum yok: